Agnostisizm, Türk insanı tarafından pek bilinmeyen, direkt Ateizme bağlanan bir düşünce biçimi. En basit haliyle nedir diye sorulduğunda verilen yanıt tek kelimedir: Bilinemezcilik. Bizim insanımıza bazen tek kelime bile karışık gelir. Araştırma, öğrenme gibi alışkanlıkları da bebeklikte bırakınca bilgi eksiklikleri ve yanlışlıkları, dolayısıyla kavram karmaşaları ortaya çıkıyor. Din konusunda tartışılabilecek nadir ortamı bulduğum zaman, inananlar tarafından “O aslında inanmıyor değil.” şeklinde tanımlanıyorum. Hoşuma gitmiyor. Ben herhangi bir dine inanmıyorum ve bu konuda Agnostisizmi sığlaştırıp daraltan ‘bilinemezci’ tanımının dışında, dinlerin gerçek olmadıklarını düşünüyorum. Yeryüzündeki dinlerin, olası bir tanrı tarafından gönderilmedikleri, bilmememe rağmen inandığım, Carl Sagan’ın “İnanmak değil, bilmek istiyorum.” sözünün dışına çıktığım nadir konulardan biri.
Peki neden kuşkuculuğum burada yok oluyor?
İşte burada ‘Benim Agnostisizmim’ devreye giriyor.
İnanma özgürlüğüne sonuna kadar saygılıyım. Her insan istediği dine, ideolojiye, felsefeye, insana, nesneye, gezegene, bitkiye, futbol takımına vs. inanabilir. Mevzu bahis inanç olduğunda, inanılanların kapsadıkları itibariyle hangisinin daha iyi, daha doğru olduğu gibi karşılaştırmaların yersiz, anlamsız ve sonuçsuz kalacağı düşüncesindeyim. Bilimsel kanıtlar içeremeyecek bir tartışmanın sonucunun da insanlar tarafından tamamen kabul edilmesi mümkün olamaz. Benim açımdan, yapılacak bu ‘Hangisi daha iyi?’ tartışmaları ve sonuçları, en fazla liseler arası münazara yarışmaları geçerliliğindedir.
Benim aklım, zekam, mantığım veya çoğu inananın tabiriyle nasırlaşmış kalbim dinlere inanmamamı sağlıyor. Bana göre; kindar, kıskanç, savaşı, insan öldürmeyi, sakat bırakmayı emreden dinlerin tanrıları tanrı değil, en fazla kendin tanrı sanan çok gelişmiş canlılar olabilirler. Sağlık sorunları olması muhtemel insanlar olabileceklerini de eklemek lazım. Sanıyorum ve umuyorum ki insan yapımı bir dini kabul etmememi herkes normal bulur. Sırf bizden daha fazla geliştiği için de varlığı bile kanıtlanmamış olası canlılara biat etmem beklenmez herhalde? Tanrıları hakkında bunları düşündüğüm dinlere yanlış deme cüretini kendimde görüyorum.
Dikkatli okunursa, yazdıklarımın olası bir tanrıya övgü olduğu görülebilir. Tanrı varsa mükemmel olmalı, yeryüzündekiler kadar kusurlu değil.
Üsttekiler sadece kendimi anlatmak içindi. Esas alttaki soru her şeyin anahtarı:
Olasılık dahilindeki mükemmel tanrı bizi yaratmış olabilir mi?
Cevabı benim için açık bir soru bu:
İnsan gibi kusurlarla dolu bir canlıyı mı? Sence?
Mükemmel tanrı beni yaratmadıysa, neden ona inanayım?
0 yorum:
Yorum Gönder